ERMENILERIN KARS VILAYETINDE 1914-1915 YILLARINDA YAPTIKLARI SOYKIRIM ÜZERINE YENİ ARAŞTIRMALAR…

Nazım MUSTAFA, Azerbaycarc Milli İlimler Akademisi, Araştırma Görevlisi
Türkiye Türkçesine aktaran: Telli AHUNDOVA

ERCİYES dergisi-Ocak 2008,Yıl: 31,Sayı:361

Oğuz boylarının ana vatanı olarak bilinen Kars yaylası, stratejik önemi sebebiyle zaman-zaman göçlere ve olaylara sahne olmuştur.1877-1878 yılları Rusya-Türkiye savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos (San-Stefano) antlaşmasına göre, Kars, Ardahan ve Batum eyaletleri harp tazminatı olarak Rusya’ya birleştirilmişti. Aralık 1878’de harbi-inzibati arazi vahidi şeklinde merkezi direk Tiflis’te olan, Kafkas yönetimine tabiı Kars vilayeti teşkil edilmişti. 1879 yılından itibaren Kars vilayetine toplu şekilde Ermeniler, Yunanlar, Ruslar ve Kürtlerin yerleştirilmesinden sonra, yerli Türk ahali sıkıştırılarak Türkiye’nin içlerine göçmeğe mecbur edilmiştir. Sadece 1879 yılında 74 bin Türk göçmeğe mecbur olmuştu.

1914 yılına kadar Kars vilayetinde 110 bin Ermeni, 27 bin Kürt, 19 bin Rus (esasen molokanlar ve duhoborlar) yerleştirilmişti. O sıralarda Ardahan, Kağızman, Kars ve Oltu kısımlarından ibaret olan Kars vilayetinde 150 binden fazla Türk yaşıyordu. (1)
20. yüzyılın başlarında Rusya Doğu Anadoluyu bütünlükle işgal etmek, İskenderun’a ve Basra körfezine çıkmak için geniş harbı hazırlık yapıyordu. Yakın Doğu’da kendi konumunu kuvvetlendirmek isteyen devletler; Rusya, Almanya, İngiltere ve Fransa, San-Stefano antlaşmasında (madde 16) ve Berlin Kongresinde (madde 61) ortaya atılan ‘Ermeni muhtariyeti’ kartından yararlanmak istiyorlardı.

‘Taşnaksütun’ partisi Rusya’nın savaş hazırlığını fırsat bilerek, Kafkas cephesinde Ermenilerden ibaret silahlı desteler yaratma teşebbüsünde bulunmuşlardı. Bu partinin Tiflis’te faaliyet gösteren bürosu canişin Vorontsov-Daşkov 24 Aralık 1912 tarihinde Çar II. Nikolay’a başvurarak bildirmiştir ki, Türkiye’de yaşayan ‘zahmetsever’ Ermeni halkını kendi himayesine alsın.(2) Haziran 1913 yılında Rusya’nın Türkiye’ye sunduğu programda gösteriliyordu ki, Doğu Anadolu’nun Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput ve Sivas eyaletleri birleştirilerek ‘Ermeni vilayeti’ oluşturulmalıdır. 8 Şubat 1914 tarihinde ise eyaletlerde islahatlar yapılması ile ilgili Rusya ile Türkiye arasında razılık elde edilmişti.(3)

I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa Rusya ile harbi ittifak bağlamıştı. Türkiye’nin ise bu devletlerin işgalcilik planlarını engellemek için Almanya ile müttefik olmaktan başka çaresi kalmamıştı. Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı başladıktan bir gün sonra – yani 2 Ağustos’ta- Almanya ile harbi ittifak bağlar bağlamaz, Almanya onu Karadeniz’de Rusya’ya karşı savaşa tahrik etmişti.

Uzunluğu 720 km olan Kafkas cephesinde 250 binlik Rus ordusu ve onun terkibinde 4 bölükte birleşen 10 binlik Ermeni silahlı desteleri savaşa ciddi hazırlanmıştılar. 1 Kasım’da Rusya Kafkas’ta Türkiye’ye karşı savaş ilan etmiş, bir gün sonra üç istikamette – Oltu, Sarıkamış ve Kağızman yönlerinde- hücuma geçmişti. Türk askerleri de kendi kuvvetlerini Erzurum istikametinde cemleştirmişti. (4)

General Baratov’un komutanlığı altında vuruşan Ermeni-Rus askerlerini Hasan İzzet Paşa’nın komutasındaki Türkler 10 Kasım’da Köprüköy mıntıkasında mağlup ederek, onları geri çekilmeğe mecbur etmişti. Bu zaman Çar II. Nikolay Kafkas bölgesine gelip, mağlup olmuş Rus askerlerini ruhlandırmak için onları mükäfatlandırmıştı.

1878 savaşından sonra Rus-Ermeni işgali altında inleyen Kars vilayetinin yerli Türk ahalisi kara günlerin sona yettiğini zan edip Türk askerlerinin zafer yürüyüşlerinden sevinip, kurbanlar kesip, bir birlerini müjdelemişlerdi. (5) Lakin onların bu sevinci uzun sürmemişti. Köprüköy zaferinden ruhlanan savunma bakanı Enver Paşa sert kış ortamını dikkate almadan, Oltu-Sarıkamış istikametinde hücumu devam ettirmişti. 25 günlük kanlı savaşta Türk askerlerinin çoğu karlı dağ geçitlerinde, dağlarda soğuktan donup mahvolmuştu. 100 binlik üç alaydan toplam 15 bin Türk askeri sağ kalmıştı. (6)

Sarıkamış mağlubiyetinden sonra, 3 Ocak’ta önde Ermeni silahlı desteleri olmakla, Rus askerleri Çıldır’dan başlayarak, Ardahan istikametinde hücuma geçiyorlardı. Baskınlara uğrayan ilk yaşayış mıntıkası Kenarbel köyü oluyordu. Sonra Ermeni-Rus birleşmeleri Meryem ve Kotanlı köylerinde soykırım yaparak Ardahan’da, sonra ise Göle ve Olur (Tavuskar) ilçelerinde katliamlar yaparak 40 bin Türk’ü şehit etmişti. (7)

‘Taşnaksütun’ partisi fırsattan yararlanarak, bütün cephe boyu Müslüman köylerinin ahalisini öldürmek ve kovmakla, etnik temizleme operasyonu gerçekleştiriyordu.

15-18 Şubat 1918 tarihinde Tiflis’te ‘Taşnaksutyun’ partisinin 9. kurultayında Ermeni silahlı bölüklerinin artırılması, onların vahit taktik etrafında birleşmesi ve uygun ortamdan yararlanıp, sınır vilayetlerinden Türkleri sıkıştırıp çıkarılması kararına varılmıştı. Çete başı Andranik cephe bölgesinden gelip kurultayda konuşma yaparak silahlanma işini güçlendirmeyi, bunun için çok sayıda vesait ayırmayı, Ermeni bölüklerini vahit cephede birleştirmeyi esas maksat olarak koymuştu. ( 8 )

1915 yılının Ocak-Nisan aylarında Ermeni-Rus birliklerinin Kağızman, Kars, Oltu ve Ardahan bölgelerinde gerçekleştirdikleri baskınların sayısı ölçülemeyecek kadar fazladır. Karlı soğuk günlerde baskınlardan kaçıp canını kurtaran on binlerce Müslüman dağlarda, derelerde kurda kuşa yem olmuştu. Kar eridikten sonra onların cesetleri ortaya çıkmıştı. Lakin onları defin edecek kimse kalmamıştı. Güney-Batı Kafkas hükümetinin Dışişleri Bakanı olan Fahrettin Erdoğan Nisan 1915’te Sarıkamış’tan Molla Mustafa’nın ona gönderdiği mektubundan şöyle bir örnek veriyor: ‘Karlar erimiş, bahar gelmiştir. Kars valisi (Ziboviç) Sarıkamış kaymakamına emir etmiş ki, Selim bölgesindeki Türklerden 300 işçi toplayın ve her 100 kişinin başında bir hoca bulunsun. Sarıkamış ormanlarındaki Türklerin cesetlerini toplayarak defin etsinler. Sarıkamış’ın Türk köylerinden toplanan 300 işçi ile ben de gittim. Ormanlar içerisinde donup kalan cenazeler için büyük hendekler hazırladık, bazısına 800, bazısına 500, bazısına da 1000 Türk şehitlerini merasimle gömdük, her hendeğin başına kaç şehidin defin olunduğunu yazarak taktık, bir haftaya kadar bu cenazelerin toplanması için çalıştık, şehitlerin sayı 12000’e varıyordu. Rus ordusu ilerledikçe kaçıp gelen Ermeni muhacirlerini Sarıkamış köylerinde yerleştiriyorlardı. Rus ordusunun geçtiği yerlerdeki Türk köylerine mezalim yapıyorlar ve içteki Ermeniler de ordunun ilerlediğini ve yaklaştığını gördükçe, Türk köylerini yakıp talan ediyorlardı…’

F. Erdoğan sonra ekliyor ki, bu zaman Kars şehrinde Türk kalmamıştı zaten. Yalnız Evliya camisinin imamı Hafız Kurban Efendi ölen Türkleri dini merasimle defin etmek için orada kalmışmış. Müftü Ali Efendi ile Tacir Arif Ağa Tiflis’e gidip, Ermenilerin ve Rusların yaptıkları vahşilikleri Bakü Cemiyeti Hayriyesine bildirmiştiler. (9)

I. Dünya Savaşı başlar başlamaz Hacı Zeynalabidin Tağıyev’in başkan olduğu Bakü Müslüman Hayriye Cemiyeti Kafkas cephesindeki savaş bölgelerinden göçenlere, velilerini kaybetmiş çocuklara, kimsesiz yaşlılara kardeşlik yardımını esirgememiştir. Bu cemiyet savaştan zarar görenlere yardım etmek için Rusya çarına dilekçe ile üç defa başvuruda bulunulmuştu. Lakin her defasında red cevabı alınmıştı. Bundan sonra cemiyet Ali Merdan Bey Topçubaşov’un başçılığı ile Tiflis’e – Kafkas canişininin yanına- heyet göndermişti. Onlara – ‘Siz Kafkaslı Müslümanlar, bizim düşmanımıza yardım etmek istiyorsunuz. Savaş zamanı buna izin verilmez’ – cevabı gelmişti. Bu zaman Ali Merdan Bey Topçubaşov demişti: ‘Siz, iki devlet – Osmanlı imparatorluğu ile Rusya çarlığı muharebe ediyorsunuz. Biz sizin düşmanlarınıza değil, işgaliniz altına aldığınız vilayetlerdeki perişan kardeşlerimize insani ve maddi yardım göstermek istiyoruz’. Bundan sonra cemiyet üyelerine Kars vilayetine gitmeğe izin verilmişti. (10)

Kars vilayetinde Türklere karşı yapılan soykırımı kendi gözleri ile gören Ömer Faik Nemanzade, 21 Ocak 1915’te ‘İkbal’ gazetesinde ‘Bir lokma ekmek’ makalesinde yazıyordu: ‘Ahalkelekten Ardahan’a Oltu’ya gidin. Uzun şose yolu musibetin başlangıcı olan Zazola köyünden Oltu’ya 180-200 km’dir. Bu yol boyunca gidin, iki tarafa bakın, oralarda binlerle Müslüman köyü uzaktan birer karaltı gibi görünecektir…

Köye yaklaştıkçe orada burada karlarla yarım-yamalak örtülmüş boz lekeler, çıkıntılar dikkatinizi çekecektir. Bırakın ben size bunları söyleyeyim. Sanki tabiat burada Müslümanların binlerle şehit edileceğini bilmiş, hepsi için bu yumuşak kalın kardan umumi kefen hazırlamış, rüzgär vasıtası ile onları, o kurbanları becerebildiği kadar gömmüştür.’ (11)

O dönemin faciası hakkında ‘Türk Kültürü’ dergisi yazıyor: ‘Anaları, oabaları şehit olmuş veya gece vakti kaçmış çocukları da açık kapılardan giren kurtlar yedi, sağ kalan (yetimler) kazakların ‘at dışkıslındaki’ donmuş arpayı yemek suretiyle açlığını giderirken, Mart ayında Bakü İslam Hayriyesinin gönderdiği üniversiteli genç Gazaklı Mustafa Vekilov ve Cemal Karabağ kayaklarla gelip, Ardahan köylerindeki bu faciayı görerek, yanıp yakıldılar. Cemiyete rapor verdiler. Canlarını zorla kurtaran Ardahanlılar Posof ile Şavşata kaçmış, orada açlık ve yoksulluktan üzülmüştüler. (12)

Mart 1915’te Bakü Müslüman Hayriye Cemiyeti Kars etrafındaki ordudakilere yardım için Husrev Bey Sultanov’un başçılığı ile komisyon gönderilmiştir. Nevruz bayramı sıralarında yola çıkan komisyon Martın 21’de Gence’ye gelmiş, onları Hasan Bey Ağayev, Halil Bey Refibeyov karşılaşmış ve ek olarak da maddi yardım gösterilmişti. Gence’de şair Ahmed Cevad da gönderilen heyete katılarak, Karsa yardım etmeye gitmişti. (13)

Doğu Anadolu’nun Kars, Ardahan, Kağızman ve Oltu bölgelerinde baskınlardan zarar görenlere erzak ve giysi götüren bu heyetin üyelerinden Mustafa Vekilov, Alihan Kandemir, Ahmet Cevdet (Piriyev) , İsmail Hazaralı, doktorlar Bahadur Ali ve Ordubadski hayli iş görmüştüler. Kars’tan ilave, Ardahan’da cemiyetin şubesini yaratmış Bahadır Bey’in başçılığı ile eczane, Değirmenköy’de tedavi mıntıkası açılmış, Çıldır, Göle, Posof ilçelerinde müşavirlikler teşkil edilişti. Bu komisyon yerli Müslüman ahalinin hukuklarının savunması için başvuruda bulunmuş, baskınlara göz yuman veya ortam hazırlayan Kars valisi Podgurski, Ardahan müvekkili Nikolayev, Çıldır kaymakamı Georgadze mahkemeye verilerek, başka yerlere sürdürülmüştü. (14)

Komisyon heyetinin üyesi İsmail Hazaralı hatıralarında yazıyor ki, Azerbaycan Hayriye Cemiyeti Rus işgalindeki Doğu Anadolu vilayet-lerine gönderdiği heyet aracılığı ile 12000 yetim çocuk topladı, milyonlar değerinde erzak ve giysi gönderdi. Türklere tehdit ve tecavüz eden ve buna benzer kötülükler yapan birçok rütbeli Rus mahkemesine verildi ve cezalandırıldı. Bununla da Türk halkına karşı kendi başına yapılan harekätlara son verildi. (15)

Sonralar Karabağ’ın general-valisi olmuş doktor Husrev Bey Sultanov ‘Kaspi’ gazetesine Ardahan’dan gönderdiği mektupta yazıyordu:
‘… Eyaletin bütün Müslüman mıntıkalarında beni adem görünmüyor. Yalnız iki mıntıkaya 500-600 kadın ve çocuk yığılmıştır. Onların içlerinde toplam 6 kişi elden düşmüş ihtiyar adam vardır.’ (16)

Bakü Müslüman Hayriye Cemiyeti Doğu Anadolu’ya gönderdiği heyetinin verdiği bilgiler esasında beyanname kabul etmişti. Bu beyannamede cemiyet Kars ve Ardahan taraflarında kalan kimsesiz kadın ve çocukların Bakü’ye ve Gence’ye getirilmesi niyetinde olduğunu bildirmiş, oradan getirilen yetim çocukların sahipkarların ve mülk sahiplerinin himayesine verilmesini karara almıştı.
O dönemde şimdiki Ermenistan bölgesinde ve ona birleşik Doğu Anadolu’nun Rus-Ermeni işgali altında olan bölgelerinden canını kurtarıp kaça bilen kimsesiz çocuk ve kadınların bir kısmı Azerbaycan’a mülteci getirmişti. Tiflis’teki Müslüman Hayriye Cemiyeti göçmen yetimlerin az bir kısmını yetimhanede himayeye götürmüştü. Göçmenlerin ekseriyeti ise Bakü’ye yüz tutuyordu. Bakü yetimhanelerinde Erzurum cephesinden getirilmiş 1000 kadar çocuk ve kadın yerteştirilmişti. Genellikle, 1914-1915 yıllarında Kars vilayetinin Ardahan dairesinde 110, Kağızman dairesinde 75, Kars dairesinde 130, Oltu deresinde 90 köy tamamile dağıtllmış ve ahafisi soykırıma maruz kalmıştı. Genellikle, Kars vilayetinde bir tek 1914-1915 yıllarında 405 köyde Ermeniler Türklere karşı soykırım yapmışlar.

Türklerin 1914’ün sonu ve 1915 yılı boyunca soykırıma maruz kalmasına sübut olarak, o dönemde Tiflis’te yayınlanan yıllık ‘Kafkas takvim’lerinde ahalinin sayısı hakkında istatistik bilgilerden görebiliriz. Yaşayış mıntıkalarında yerli ahali kalmadığından, Ardahan dairesinde 1915 yılında, Oltu dairesinde ise 1915 ve 1916 yıllarında nüfusa alma mümkün olmamıştı.(17) Genelde, 1914-1915 yıllarında Kars vilayetinde 150 bine yakın Türk soykırıma uğramıştır. Maalesef Ermeni-Rus birleşmelerinin Kars vilayetinde Türklere karşı yaptıkları soykırım yeterince araştırılmamış ve dünya toplumuna ulaştırılamamıştır.

KAYNAKÇA

1. Pogosyan A. Karsskaya oblast v sostave Rossii, Erevan, 1983, s.122.
2. Kirakosyan C. Zapadnaya Armeniya v godı pervoy mirovoy voynı, Erevan, 1971, s.126.
3. İstoriya armyanskogo naroda, Erevan, 1980, s.259.
4. Yene orada, s.262.
5. Kırzıoğlu F. Kars Tarihi, İstanbul, 1953, s.533.
6. Kocabaş S. Tarihte Türk-Rus Mücadele-si, İstanbul, 1989, s. 383.
7. Cenub-Garbi Kafkas Hükümeti Müvekkata-i Milliyesi, Ankara, 1986, s.76.
8. Nadjafov Bahtiyar, Litso vraga, Bakü, 1993, s.324-325.
9. Fahrettin Erdoğan, Türk Ellerinde Hatıralarım, Ankara, 1954, s.86-87.
10. Aran Memmed Sadık, Gardaş kömeyi, (1951) , ‘Edebiyat ve İncesanat’ gazetesi, 2 Ekim 1991.
11. Nemanzade Ömer Faik, Seçilmiş eserleri, Bakü, 1992, s.210-213.
12. Türk Kültürü dergisi, 1972, No.126, s.431.
13. Selaheddin E., Azerbaycan şiirinin Ahmed Cavad devri, ‘Hayat’ gazetesi, 12 Mayıs 1992.
14. Türk Küttürü dergisi, 1972, No.126, s.435.
15. Aran Memmed Sadtk, Gösterilen makalesi.
16. ‘Kaspi’, 8 Nisan 1915.
17. Kafkazskiy kalendar na 1916 g, Tiflis,. 1915, s.118.

 

www.pdf24.org    Send article as PDF   

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*